Beşiktaşlılığımızı, daha ziyadesiyle Beşiktaş'ta oynayan bi' futbolcudan beklentilerimizi; ''ulAn ben Beşiktaş'ta oynasam var ya, 1 dakika durmam. kendimi parçalarım lan!'' diyerek anlattığımız çocukluk dönemlerimizde tanıştık ilk olarak Nihat'la. Sağ kanattan harika bindirmeler yapar, ortalar açardı. O zamanlar da mevkiisine aldırış etmeden güzel goller atar, koşar pozunu verir selamını eksik etmezdi Nihat. Yanlış hatırlamıyorsam Galatasaray'la oynadığımız bi' kupa maçıydı sanırım, attığı gol ile maçı kazandırmıştı bize. Zamanın gazetesi 'Nihattan 30 milyarlık füze!' diye duyurmuştu haberi.Her sene Nihat söylentileri çıktığından, bu sene 'Nihat Beşiktaş'ta!' haberlerine inanmak için formasını giyip ilk antremanına çıkmasına kadar bekledim. İyi bi' forvet fakat nazarımda harika bi' sağ açık oyuncusudur Nihat. Şu sıra oynadığı futbol beğenilmiyor, kabulümdür. Forvet arkası oynadığı zaman takımı olumsuz etkiliyor, kanatta oynadığı zaman gol atıp kendisine gelebilmek için mevkiisini kaybediyor falan-filan. Nitekim bunlar bi' yerden sonra 'teferruat'tan öteye yol katedemiyor tıpkı atılan golün dakikasının, estetiğinin, hangi takıma atıldığının hatta golün dahi bi' yerden sonra teferruat olması gibi.
Kaçırdığı her golden sonra en az tribündeki taraftar kadar üzülen, hatta korner kullanmak için gittiği köşe direğine topu dikerken dahi kaçırdığı gole söylenebilecek kadar taraftar ruhlu bi' adamdan bahsediyoruz. Bu takımın başında sahaya Kaptan! olarak çıkman ümidiyle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder