19 Aralık 2009 Cumartesi

blog, bi' süre;

16 Aralık 2009 Çarşamba

Kaptan Nihat!

Beşiktaşlılığımızı, daha ziyadesiyle Beşiktaş'ta oynayan bi' futbolcudan beklentilerimizi; ''ulAn ben Beşiktaş'ta oynasam var ya, 1 dakika durmam. kendimi parçalarım lan!'' diyerek anlattığımız çocukluk dönemlerimizde tanıştık ilk olarak Nihat'la. Sağ kanattan harika bindirmeler yapar, ortalar açardı. O zamanlar da mevkiisine aldırış etmeden güzel goller atar, koşar pozunu verir selamını eksik etmezdi Nihat. Yanlış hatırlamıyorsam Galatasaray'la oynadığımız bi' kupa maçıydı sanırım, attığı gol ile maçı kazandırmıştı bize. Zamanın gazetesi 'Nihattan 30 milyarlık füze!' diye duyurmuştu haberi.

Her sene Nihat söylentileri çıktığından, bu sene 'Nihat Beşiktaş'ta!' haberlerine inanmak için formasını giyip ilk antremanına çıkmasına kadar bekledim. İyi bi' forvet fakat nazarımda harika bi' sağ açık oyuncusudur Nihat. Şu sıra oynadığı futbol beğenilmiyor, kabulümdür. Forvet arkası oynadığı zaman takımı olumsuz etkiliyor, kanatta oynadığı zaman gol atıp kendisine gelebilmek için mevkiisini kaybediyor falan-filan. Nitekim bunlar bi' yerden sonra 'teferruat'tan öteye yol katedemiyor tıpkı atılan golün dakikasının, estetiğinin, hangi takıma atıldığının hatta golün dahi bi' yerden sonra teferruat olması gibi.

Kaçırdığı her golden sonra en az tribündeki taraftar kadar üzülen, hatta korner kullanmak için gittiği köşe direğine topu dikerken dahi kaçırdığı gole söylenebilecek kadar taraftar ruhlu bi' adamdan bahsediyoruz. Bu takımın başında sahaya Kaptan! olarak çıkman ümidiyle.

13 Aralık 2009 Pazar

1980 Fa Cup Finali

Daha önce blog'a 1979 FA Cup Finali'nin resimlerini eklemiştim burada 1980'de Arsenal gene finalde yalnız bu sefer diğer finalistle birlikte Kupa da el değiştiriyor. 10.05.1980

West Ham United 1 - 0 Arsenal
Gol: Trevor Brooking(13)



Maçtan Notlar: Kupa, West Ham menajeri Lyall West'in United'a 5. yılında kazandırdığı 2. FA Kupa'sı olma özelliğinin akabinde Lyall West'in ilk 11'de sahaya sürdüğü Paul Allen'in 17 yaşında kupayı kazanan en genç futbolcu olması özelliğini de taşıyor. Ayrıca West Ham kadrosunda İngiliz olmayan tek futbolcu İskoç defans Ray Stewart

Şahsi Not: Arsenal'in otobüsü daha güzelmiş.

*Çeviride yardımlarından dolayı Kirve'ye eyvallahımız olsun.

Manisaspor 1 - 1 Beşiktaşımız

İlk 15 dakika çok iyi başladığımız maç sonradan iki takımın da kazanabileceği bi' karşılaşma hüviyetine büründü. Nitekim CSKA maçında olduğu gibi bu maçta da gol 'geliyorum' dedi resmen.

Defans, ön liberolar ve forvet anlamında çıkılabilecek en iyi kadro ile sahada yer aldık. Yalnız 4-2-3-1 forvet arkasında daha üretken, yerini kaybetmeyen ve özellikle bireyselden ziyade kesinlikle pas yapabilen bi' oyuncu ile oynamamız gerekiyor. Bu oyuncu Tabata olur, Tello olur, Yusuf olur ama bu isim en azından şu an Nihat olamaz, olmamalı. Nitekim hırsı, gol atma isteği Nihat'ın pas vermesini engelliyor ve yerini fazlası ile kaybediyor. Bu da Bobo'nun etkinliğinin azalmasına sebebiyet veriyor. Tello ve Nihat ile sahaya çıkmışken yer değiştirmeleri bizim açımıza daha olumlu sonuçlar doğura bilirdi. Bi' çok pozisyonda top alabilmek için Bobo da fazlası ile yerini kaybetti keza.

Haftalardır süre gelen 'çizgiye inmeme' sorunsalımız ile kaldığımız yerden devam ediyoruz. Özellikle defans yapan takımlara karşı ceza sahası çizgisine dahi yaklaşmadan yaptığımız ortalarla gol bulma ihtimalimiz çok az. Ağır bi' savunma hattını sahip olmamız dolayısıyla özellikle Isaac ile Manisaspor da sonuca gidebilir, galip gelen taraf olabilirdi.

Tello'nun sağ kanattaki olumsuz futbolu, Nihat'ın forvet arkasında takımı kötü etkilemesi, Delgado'nun sakatlığı ve nedenini bilmediğim bi' şekilde Tabata'nın oynatılmaması eklenince 4-4-2 ile daha iyi oynayacağımızı düşünüyorum zaten forvet arkası mevkiini kullandığımız söylenemez. Tello'nun sağ kanat ısrarı sürünce, Ekrem'de İsmail'den gerekli yardımı göremeyince kanatlarımızın da etkisiz hale gelmesiyle galip gelemedik.

Velhasıl galibiyet mühim değil. Beşiktaş her golden sonra 10 kişi bi' arada gole sevinsin, hep böyle skor tabelasının hiç bi' önemi yok.

Pilav da Zerde

Kim bilir nereye yol alıyor olacaktık. Belki Şampiyonluk maçına için Antep yollarına, belki Avrupa'ya gidebilmek için Manisa'ya. Otobüs mola vermek için hafiften yavaşlayıp, kaptan direksiyonu sağa doğru kırdığı gibi haylazlığa gider yapacaktık, bağıracaktık yine; 'Optik Başkan bize yemek ısmarlasanaaaaaa'

9 Aralık 2009 Çarşamba

CL'den Notlar

Üst tura çıkan takımlar: Bordeaux, Bayern, Manchester, CSKA, Real Madrid, Milan, Chelsea, Porto, Fiorentina, Lyon, Barcelona, Inter, Sevilla, Stuttgart, Arsenal ve Olympiakos.

Haftanın galibiyeti Juve'yi deplasmanda 1-4 ile deviren Bayern'e ait keza Butt'ın hakkını da teslim etmek gerekiyor. Haftanın golü ve olayı kuşkusuz Sinan Bolat'a ait.

Son maça kadar kimsenin üst turu garantileyemediği F Grubu'nda Barcelona deplasmanda D.Kiev'i 1-2, Inter kendi sahasında R.Kazan'ı 2-0 ile geçrek üst tura çıktı. Bordeaux ve Chelsea grubunu namağlup lider tamamladılar. Debercen ve Maccabi Haifa puan alamadan Avrupa'ya veda ettiler. Maccabi Haifa'nın golü de yok.

Juventus, Wolfsburg, Marsilya, Atletico Madrid, Liverpool, R. Kazan, U. Urziceni ve S. Liege
gruplarını 3. sırada tamamlayarak Uefa'ya katılmaya hak kazandılar.

Sinan Bolat

Dün Juventus deplasmanında penaltıdan Bayerin'in ilk golünü atan Butt'a Sinan Bolat'tan gider geldi. S.Liege, AZ Alkmaar karşısında 90+5'te 1-0 mağlup durumda Avrupa'ya veda etmeye hazırlanırken kazanılan serbest vuruşta ileri çıkan kaleci Sinan attığı golle S.Liege'in Uefa'ya katılmasını sağladı.

Hem İlker, Hem Yasin!

Tartışması abestle iştigal en meşhur spikerimizdir İlker Yasin. Öyle ki Google'a 'İlker Yasin' yazdığınız vakit karşınıza çıkan linklerin tamamına yakını ya taklidi ya da İlker Yasin'in gaflarından ibaret olacaktır ki tecrübeyle sabittir.

Kendisi anlattığı maçlarda çoğu futbol izleyicisi nazarında başlı-başına maçı internet üzerinden yabancı kanaldan izleme sebebidir. Hele Rıdvan ile birlikte bi' Beşiktaş vs CSKA Moskova maçı anlattılar ki çıldırmamak elde değil. Kahvede maç izlermiş gibi espiriler, her an 'Herkese benden çaaaaaay, İlker'e yok!' diyecekmiş izlenimi altında 'Hocam bana da topu ayağından açma demiştin hatırlıyor musun' 'vay be, neydi o eski günler Rıdvancığım' tadında hoş sohbetleri cabası.

'İlker Yasin işte' diyip geçmemek lazım. Nitekim bünyesinde 'nitelik' namına hazine barındıran nevi şahsına münhasır bi' spikerimizdir İlker Yasin. Nasıl mı, hay hay;

Zico herhalde Tuncay'ın Middlesbrough'a gittiğini unutmuş olacak ki İlker Yasin'e göre Zico, Maldonado ile Tuncay arasında Maldonado'yu Tuncay'a tercih ediyor. Mesela Semih'in golü atması dahi İlker Yasin ağlarla buluşan topa Penaltı! demesini engelleyemez lakin devamında golü de inkar etmez İlker Yasin; 'Hem penaltı, hem gol!'

Marjinal adamdır vesselam İlker Yasin. Her spiker kendince oyuncu değişikliğinin hatalı olduğunu belirtir, İlker Yasin ise o oyuncuyu hiç çıkartmaz oyundan, antrenöre giderini yapar. Fink oyundan çıkmış olsa dahi Ernst'e Fink demeye devam eder. İlker Yasin'in anlattığı bi' maçta kötü mü oynuyorsunuz ya da hakem hatalı bi' karar verdi ve gerildinizde gülmeye mi ihtiyacınız var. Buyrun, İlker Yasin Fenerbahçe - Randers maçında Alman hakem Wack'a ithafen; 'Hakem Wack, bu sefer bak. Bakamıyor' Bazen kafanızda ciddi anlamda soru işaretleri de oluşturabilir kendisi. 'Drogba sene sonu İtalya'ya olmazsa Inter'e gidecek' diyerek n'oluyor lan? demenize de sebebiyet verebilir.

8 Aralık 2009 Salı

Juventus 1 - 4 B. Munih

20. dakikada Trezeguet ile öne geçen Juve'ye ilk cevabı penaltıdan Kaleci Butt veriyor.

Juventus: 20. dk Trezeguet
Bayern: 30.dk H.Butt, 52.dk Olic, 83.dk Gomez ve 90+2'de Tymoshchuk
Sonuç: Juve Uefa Avrupa Ligi'ne.

Beşiktaşımız 1 - 2 CSKA Moskova


Maç başladığı andan itibaren özellikle ilk 15 dakika gol için fazlasıyla istekli, saldırgan bi' takım izledik. Çıkardığımız bu kadro ile oyunun gidişatını yön verebilmek için mutlak şartla 1-0 öne geçmemiz gerekiyordu ki Fink'in mükemmel pasında Tello ile bu şansı kendimiz harcadık. Güzel düşündü, vurdu fakat olmadı. Kadroya baktığımız vakit Sivok, Ferrari, İbrahim Toraman ve bana kalırsa İbrahim Kaş'ı da ekleyebiliriz çok defansif bi' kadro ile çok ofansif bi' ilk 15 dakika izledik.

Fink stilinde bi' oyuncu ile 4-3-3 oynanabilir, evet buna katılıyorum. Aldığı topları dikine kullanan, oyunu iki yönlü oynayan ve kanatları iyi besleyebilen bi' oyuncu. Yanlarında kendi stilinde bi' oyuncu daha olduğu zaman Ernst'te bu ikilinin arasında top taşıma ile 4-3-3'ün orta saha kısmını tamamlamış olabilir yalnız bu ikili kesinlikle Ernst - İbrahim Toraman olmamalı. Zaten görevi itibari ile adam adama oynayan İbrahim Toraman gerek hücum, gerek savunma anlamında pek bi' katkı sağlayamadı takıma. Keza 4-3-3 oynayacaksanız ileri 3'lünün sağ tarafında ki isim kesinlikle iyi/kötü Nihat olmalıdır. Bugün anlayamadığım nokta Tello'nun ve oyuna girdikten sonra Nihat'ın ters ayak oynatılmasıdır. Bu iki topçudan hiç birisi birebir çalımlarla ceza sahasına girip ters ayakla gol atabilecek oyuncular değil.

CSKA'nın kapandığı anlarda ne sağdan, ne soldan çizgiye kadar inip, rakip defansı da kaleye kadar çekip dışa orta açarak pozisyon aramadık. Her defasında ceza sahası ön çizgisinin de gerisinden ortalar ile pozisyonları kendimiz harcadık.

Gol yemememizin de önemli olduğu bu maçta klasik 4-4-2'yi deneyebilirdik. Orta alanda rakibi boğup kazandığımız topları kanatlara taşıyarak gol yollarında etkili olabilirdik. Nobre'nin formsuz olması, Batuhan'ın maç ve tecrübe eksikliğini göz önünde bulundurduğumuz vakit 4-4-2 ile başlamamamızı bi' yerde anlıyorum fakat sürekli oynadığımız 4-2-3-1 bu maç için daha uygun bi' sistem olabilirdi. Forvet arkası Tabata ya da uzaktan uzaktan şutlarını da göz önünde bulundurursak Tello ile başlayabilirdik. Özellikle Ferrari ile maçın sonlarına doğru yakaladığımız pozisyonları gole çevirebilsek galip gelen taraf olabilirdik.

Bu arada CSKA'nın ihraç edilmesi ihtimali de var tabii. Umarım bu şekilde Uefa Kupası'na katılmayız.

7 Aralık 2009 Pazartesi

1979 FA Cup Finali

Arsenal'in Manchester United'ı son dakika golüyle yenerek kazandığı 12.05.1979 FA Cup Finali

Arsenal 3 - 2 Manchester United

Goller:
Arsenal:
Brian Talbot(12) Frank Stapleton(43) Alan Sunderland(89)

Manchester United: Gordon McQueen(86) Sammy Mcllroy(88)

Roma vs Lazio





6 Aralık 2009 Pazar

AS Roma 1 - 0 SS Lazio


Topla oynama oranları hemen-hemen eşit olsa dahi aldığı topları ileri kullanan Lazio maçın başından sonuna kadar etkili olan taraftı. J. Sergio'nun Mauri'nin şutunu son anda çıkarması derbinin kırılma anı oldu belki de. İki takımda da 3'er sarı kart var. Roma'da Pizarro 88'de ikinci sarıdan atıldı. 'Derbi dediğin böyle olur ulan!' demek için midir bilinmez maç boyu Lazio sağ, Roma sol kanadı kullanmayı tercih etti genellikle. Maçtan sonra Roma Kaptan'ı Totti Lazio tribünlerinde hareket yapınca 'out' hafiften mevzu olmadan derbi olmaz dercesine küçük çaplı bi' gerginlik de eksik olmadı derbiden. Cassetti'nin gol sevinci ve Roma'nın maçtan sonra galibiyeti taraftarı ile birlikte kutlaması ayrı bi' hava kattı derbiye.

Beşiktaşımız 0 - 0 Diyarbakır

Yönetimi ile ciddi sorunlar yaşayan, hafta içinden kalma antreman eksiği olan Diyarbakır'a karşı oynadık. Hepsinden önce ben aksine bu tür durumların futbolcuları daha iyi motive ettiğini düşünüyorum. Tabii ki fizik kondisyon açısından aynı şeyi söyleyemeyiz fakat psikolojik olarak daha bi' motive oldukları kanaatindeyim.

Maç kadrosuna baktığımızda 'Golü takım atar'ı bi' kenara bırakıp o son vuruşu kimin yapacağı sorusuna cevap aradığımız vakit karşımıza çıkan ilk isim olarak görülen Nobre'nin haftalardır süren kötü performansına iyi bi' forvet oyuncusu olmayışı ve mevkiisini kaybetmesi de eklenince erken bi' gol bizim için çok daha önemli bi' hâl aldı maç başında. Öncelikli olarak zamanında eleştirdiğimiz İbrahim Kaş'tan bahsetmek gerekiyor. Son karşılaşmalarda özellikle ileri uçta yaptığı bindirmelerle takıma bi' etkinlik ve ayrı bi' hava katıyor yalnız aldığı topları daha olumlu kullanması gerekir. Keza İbrahim'in oyunundan ziyade Beşiktaş'tan gitmesi ve tekrar yanlış strateji ile gelmesidir eleştirilen nokta.

Solda İsmail, İbrahim kadar etkili olmadığından sol kanat etkinliğimizi kaybettik. Nitekim maçın başından sonuna kadar kapalı oynayan bi' takıma karşılık -o kadar ki 90 dakika boyunca 1 ofsaytımız dahi yok- İsmail'in 1 kere olsa çizgiye inip orta açtığına şahit olmadım. Tabata'yı engellediği pozisyonu saymazsak tabii.

Bu şartlarda karşımıza çıkan ve kapalı bi' oyun oynayacağı aşikar olan, göbekten atak geliştirmekten ziyade kazandığı topları uzun oynayarak ileri uç elemanları ile etkili olmaya çalışan Diyarbakır'a karşı tek ön libero ile oynayabilirdik muhtemelen. Ceza sahası içine 'iğne bile atsak düşmeyecek' anlarda bırakın iğneyi, biz top atmayı denedik. Kaçırılan basit, şanssız pozisyonlarımız vardı evet ama biz böyle kapanan rakiplere karşı öncelikli olarak özellikle maçın başlarında uzaktan şutlar ile etkili olmalıyız. Nitekim Diyarbakır karşısında Nobre gibi karambolleri seven bi' forvetimiz de vardı ki mutlaka uzaktan şutlar atmalıydık.

Nihat'ın kötü oynadığı, beklenen Nihat olmadığı kesin. Yalnız ıslıklamak yakışık almıyor. Kaptan(!)'ı eski günlerindeki gibi görmek ümidi ile.

3 Aralık 2009 Perşembe

Manchester United vs Beşiktaşımız

Kadrolar;

Kadrolar ve Diziliş;


Maç Sonu Verileri;


İstatistik Özetleri;

M Oynadığı Dakika, B Şut hızı ölçümü, FS Maruz Kaldığı Faul, G Attığı Gol, T Kaleyi Bulan Şutlar, O Ofsayt, P Şut, W İsabetsiz Şut, Y Sarı Kart, FC Faul, R Kırmızı Kart.

Taktiksel Diziliş;



Takım Oyuncularının Pas Trafiği;

TP Oynanan Dakika, PA Pas Girişimi, PC İsabetli Pas, % İsabetli Pas Yüzdesi



Takım İstatistikleri;


Teknik Analiz ve İstatistik Verileri'ni paylaşan TribünDergi'den kebabman ve çeviride yardımları için Doruk Kirve'ye teşekkürler.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Fabian Ernst

"Almanya'da bazen sahada arkadaşlarıma kızdığım, bağırdığım oluyordu, ama buradaki arkadaşlarım şanslılar çünkü Türkçeyi çok iyi bilmiyorum."

1 Aralık 2009 Salı

Kim Gidecek?


Sivok, Ferrari, Ernst, Fink, Tello, Tabata, Bobo, Holosko ve Delgado'nun da gelecek olması ile takımdaki yabancı sayısı 9'a yükselecek.


Takımdan gönderilmesi söz konusu dahi olamayacak yabancılar Ferrari, Ernst ve Sivok. Aslında yeni transfer olması, Ernst ile iyi bi' ikili oluşturmuş olmaları ve alternatifinin olmamasını da baz alırsak Fink'i de bu listeye dahil edebiliriz. Uğur'u Fink'e alternatif olarak görmüyorum.

Klasik 4-4-2'yi uygulayabilecek bi' kadroya sahip olduğumuzdan ötürü Tabata'nın transferinin çok gerekli olmadığını düşünüyorum. Yüksek bonservis bedeli ile alınmış olmasından ötürü muhtemelen işin teknik-taktik boyutundan da önce Tabata bu takımdan gönderilmeyecek gibi duruyor. Tello bu sistemde kullanabileceğimiz, takımı canlandırabilecek niteliklere sahip bi' futbolcu. Topu ayağında tutabilen, kanatta ve serbest adam olarak oynayabilen, rakibin kendi yarı sahasına çekildiği anlarda uzaktan şutları ile oyunu lehimize çevirebilme kapasitesine sahip bi' futbolcu. Keza kendi yarı sahamıza çekildiğimiz anlarda orta sahada pres uygulamayan başlayan rakipler karşısında topu rakpi yarı sahaya yıkmak için kanatta da olsa Tello'ya ihtiyacımız olacak. Alternatifi Ekrem bu konuda Tello kadar verimli olmasa dahi İsmail ile iyi bi' ikili oluşturdular.

Bobo güçlü fiziği, top saklaması ve bitirici son vuruşları ile bu takımın bir numaralı forvet elemanıdır. Sözleşmesi bu sene sonunda bitecek olduğu için gönderilmesi düşünülebilir yalnız futbolunu gözardı etmemek gerekiyor keza yarım seneye sözleşmesi bitecek bi' oyuncuya kolay-kolay bonservis bedeli ödeyecek kulüp bulmak zor olur.

Ben şahsen Holosko'nun Süper Lig standartlarının çok üzerinde bi' topçu olduğunu düşünüyorum. Forvette ve ihtiyaç olduğu vakit kanatta oynatılabilecek adam eksiltebilen, son vuruşları oldukça iyi bi' oyuncu. Özellikle zor deplasman maçlarında önüne atılacak toplarla sonuca gidebilecek birisi.

Tabata, Delgado, Bobo, Tello dörtlüsünden birisi gidecek gibi görünüyor. Sözleşmesinin dondurulmuş olması Delgado'yu, yüksek bonservis bedeli ile yeni transfer olması Tabata'yı, sene sonunda serbest kalacak olması sebebiyle bonservis bedeli verecek bi' kulübün zor olması ihtimali ve forvette en iyi oyuncumuz olması Bobo'yu bu listenin biraz uzağına itiyor gibi görünüyor.