12 Kasım 2008 Çarşamba

Ak Saçlı, Kara Sevdalı Kahramanım'a


Sen ömrünü adadın. Yüreğini, yarınını Beşiktaş dolu sevdalarına sakladın ...
... Sen ilk tatilini biz seni gönderdikten sonra yaptın fakat bizim senden sonra 'Büyük Başkan!' diye karşıladıklarımız maç vakti biz gırtlağımızı patlatıp yüreğimizi kısarken golf oynadı, ses etmedik. Senin bizden başka kimsen olmadı. Sen bizim için bize farklı, duruşu olan yarınlar için mücadele etsen de sensen sonra gelenlerin gönlünden başka şeyler geçti, farklı renk şampiyonluk dahi istediler. Sen 'Sadece BEŞİKTAŞ !' için mücadele ettin, 'Sadece BEŞİKTAŞ !' dedi ama Başkanım artık biz yalnız değiliz. Turka Cola ile ilkelerimizi çiğnemeye başladık. Bize 'İt' dediler de biz 'İmparator' dedik. Biz sana 'Seni Unutmayacağız' demedik. Biz o hakkımızı senden sonra Emre denen bi' çirkef için kullandık, pankart açtık. Senin yokluğunda bi' kupa kazandık ki mimarisinde Atçı*'nın imzası vard, vallahi ne diyeyim: Sanki küfür ettiler! Hatırlaması biraz zor Başkanım, bi' kupa daha getirdiler ki onu da çok görüp sahiplerindiler. Amca Bey'e götürdüler. Sen bizimleyken biz kendimizde boğulyorduk ki sen gittin gideli kendimizde bizi arar olduk. Artık esikisi gibi değil. Kongrelerde başka renklilerle oy kullanıp yarınlarımızın kaderini çiziyoruz. Başkanım, bunlar sizin 'Rakibe Saygı' ilkenizi biraz abarttılar sanırım ''Galatasaray'ın şampiyon olmasını istiyorum'' açıklamalarını dinliyoruz Sayın Başkan'dan. Bunlar da bize pek çok şey öğrettiler lakin sizden bi' şey öğrenmedikleri aşikar Başkanım. Siz bize ''Ödün vermek, ilkelerden sapmak ve başarı uğruna katlanmak' gibi terimlerden hiç bahsetmediniz ama şimdi sular-seller gibi ezberlettiler. Şu yüreğimizdeki yarayı biraz olsa hafifletmek namına:
Bizi engel olamadığımız için affeder misin?
(*)Mircea Lucescu

Hiç yorum yok: